Halk arasında "ekonomi sınıf sendromu" olarak bilinen ve ölümlere yol açan "Derin Ven Trombozu" yolculuk yapan herkesi ilgilendiriyor.

Bir damla kanla tespit edilen bu hastalıktan korunmanın yolu aslında birkaç basit hareket...

Tıp dilinde 'Derin Ven Trombozu (DVT)' olarak adlandırılan rahatsızlık, özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde, bacaklardaki damarlarda tıkanıklık meydana gelmesiyle kendini gösteriyor. Ölümcül komplikasyonlara bile neden olan bu durum, halk arasında "ekonomi sınıf sendromu" olarak biliniyor. Bu rahatsızlığın, yalnızca ekonomik sınıfta uzun yolculuk yapan kişileri değil, şehirlerarası birkaç saatlik seyahate çıkacak olanları bile ilgilendiriyor. Kanın pıhtılaşmasını sağlayan bu mekanizmanın bazı kişilerde gereğinden fazla çalıştığı için ölümcül sonuçlar doğurduğunu kaydeden Maçka e-LAB Medikal Direktörü Dr. Aytaç Keskineğe, tek bir damla kanla yolcuların bu riski taşıyıp taşımadığını öğrenebileceklerini söylüyor.

Bu riski taşıyan kişiler, hayatlarında yalnızca bir kez yaptıracakları testle, teşhis konulmasını sağlarken hem de kendilerini bekleyen büyük tehlikeden korunabiliyorlar. Hastalığın çoğu kez zamansız ve sürpriz bir şekilde ortaya çıktığı için kötü sonuçlar doğurduğunu anlatan Dr. Aytaç Keskineğe, yolculuk sendromu ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Trombüs, herhangi bir yerimizde kanama olduğu zaman devreye giren ve tıkaç görevi yapan bir mekanizmadır. Ancak bazı kişilerde bu mekanizma gereğinden fazla çalışarak tıkaçların oluşmasına sebep olur. Özellikle bacaklardaki damarlarda meydana gelen bu tıkaçlardan kopan pıhtı parçaları daha dar damarları tıkayarak, yerine göre akciğerlerde, kalpte ve beyinde hasar oluşturarak kalp krizi, felç veya inmeye sebep olabilirler. "

Son yıllarda havayolu firmalarıyla ortaklaşa yapılan çalışmaların, uzun uçak yolculukları sırasında bizleri bekleyen bu gizli tehlikenin varlığını ortaya çıkardığını belirten Dr. Keskineğe, bu konunun genç yaşta atletik yapılı birden fazla kişinin uçak yolculuğu sonrasında akciğerlerine aniden pıhtı atması sonucunda hastaneye kaldırılmasıyla birlikte basının ve araştırmacıların gündeme getirdiğini kaydetti. Keskineğe, DVT ve yolculuk arasındaki ilişkinin bilim adamları tarafından geç fark edilmesinin en önemli nedeninin ise hastalığın yolculuğu takip eden 2 haftalık süreç içerisinde ortaya çıkması olduğunu söyledi:
"İlk defa 1954 yılında Homan isimli bir doktor bu durumu fark etmiş ve konuyla ilgili birçok araştırma yapmıştır. 2000 yılında alınan bir kararla bu rahatsızlığa 'Uçuşa Bağlı Derin Ven Trombozu' veya 'Yolcu Trombozu' adı verildi. Genetik biliminin katkılarıyla bu rahatsızlığın altında yatan sebepler daha detaylı araştırılarak, kanın pıhtılaşma eğiliminin artmasıyla kendini gösteren 2 kalıtsal hastalığın önemini gündeme getirmiştir. Yapılan analizlerle 'derin ven trombozu' riski taşıyan hastalar saptanmakta ve bu hastalığa karşı eğitilmektedir. Özellikle uzak mesafe uçak yolculukları gibi uzun süre hareketsiz kalınması gereken durumlarda hem koruyucu tedavi hem de yolculuk egzersizleriyle kişileri DVT komplikasyonlarından korumak mümkün olmaktadır. "

KİMLER RİSK ALTINDADIR?
Daha önce derin ven trombozu geçirenler
Kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu hastaları
Kan homosistein seviyesi yüksek olanlar
Kalp-damar hastalığı bulunanlar
Hamileler veya yeni doğum yapmış kadınlar
2 saatten daha uzun bir uçak yolculuğuna çıkanlar
40 yaşın üzerinde olanlar
Fazla kilosu olanlar
Sigara içenler
Doğum kontrol hapı kullananlar
Yakın zaman içerisinde ameliyat geçirenler
Kanser tedavisi görenler

NASIL TANI KONUR?
Son yıllarda yapılan çalışmalar, bu rahatsızlığa sebep olan hastalıkların bir kısmının genetik geçiş gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Gen seviyesinde yapılan araştırmalar; 'Faktör V Leiden' veya 'Protrombin Gen Mutasyonu' taşıyan kişilerde 'derin ven trombozu' ve buna bağlı komplikasyonların daha fazla görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Her bireyde bu iki rahatsızlığı araştırmak hem masraflı hem de zaman isteyen bir iştir. Bu sebeple hastalığı taramak için daha ucuz ve az zaman isteyen APCT (Aktive Protein C Rezistansı) adı verilen kan testi kullanılmaktadır. Günün herhangi bir saatinde aç veya tok karnına verilen kan örneği ile yaklaşık 1 saat içinde netice alınmaktadır. Test sonucunda genetik yatkınlığı bulunduğu saptanan bireylere daha ileri araştırmalar yapılmaktadır.

UÇUŞ SIRASINDA KENDİMİ NASIL KORUYABİLİRİM?
Eğer risk faktörlerinden bir veya daha fazlasını taşıyorsanız dikkat etmeniz gerekenler:
Yolculuk sırasında düzenli aralıklarla kısa yürüyüş yapınız.
Eğer yürümek için bir alan yoksa ayakucunuzun üstünde kalkıp-çömeliniz.
Kesinlikle alkol veya kahve içmeyiniz. Bu içecekler idrar çıkışını arttırarak kanın yoğunlaşmasına sebep olur.
Bol miktarda su içiniz. Her 5 saatlik yolculukta 1 litre su içiniz.
Kan dolaşımınızı rahatlatmak için bol kıyafetler giyiniz.
Hekiminize danışarak yolculuk için satılan özel elastik çoraplardan giyebilirsiniz.
Hekiminizin kontrolü altında koruyucu amaçlı kan sulandırıcı tedaviye başlayabilirsiniz.

ÖNERİLER
Risk grubundaki kişilerin aşağıdaki önerilere uyması yolculuklarında meydana gelebilecek komplikasyonları en aza indirecektir.
Yolculuktan önce:
APCT kan testini yaptırarak genetik olarak 'derin ven trombozu'na eğiliminiz var mı öğreniniz
Doktorunuza danışarak uçak yolculuğu sırasında problem yaşamamak için koruyucu tedaviye (kan sulandırıcı, varis çorabı veya elastik bandaj kullanımı) ihtiyacınız olup olmadığını öğreniniz
Fazla kilolarınızdan kurtulunuz
Uçak yolculukları sırasında mümkünse bacaklarınızı yukarıya kaldırınız
En az saatte 1 kısa yürüyüşler yapın
Ayakucunuzun üzerinde yükselip-alçalarak egzersiz yapın
Yeterince sıvı alın. 5 saatlik bir yolculuk sırasında en az 1 litre sıvı alın
Bol kıyafetler giyin böylece kan dolaşımınız rahat olur
Sigara ve alkol almayın.