KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı)

Her Telden Bilgiler kategorisinde ve Cep-x Sözlük forumunda bulunan KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı) konusunu görüntülemektesiniz. KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı) (Bir şeyin) İçine alma, sığdırma sınırı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Anlama, kavrama yeteneği: O çocuğun kapasitesi sınırlı, daha çok zorlamanın gereği yok ....

reklamlar
  1. #1
    Administrator
    Kayıt Tarihi
    28-08-07
    Yaş
    31
    Mesajlar
    894,011

    Arrow KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı)

    (Bir şeyin) İçine alma, sığdırma sınırı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Anlama, kavrama yeteneği: O çocuğun kapasitesi sınırlı, daha çok zorlamanın gereği yok .

  2. #2
    Junior Member
    Kayıt Tarihi
    02-12-10
    Mesajlar
    4

    Standart Cevap: KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı)

    Anlama kapasitesi, kişilerin bir olayı net bir şekilde pürüzsüz ve hatasız öğrenebilme kapasitesidir. Şu anda toplumun en büyük problemlerinden birisidir. Bu problem, gene bizim çok saygın bilim adamlarımızın hiç önemsemediği bir problemdir.. Problem anlaşılınca, çözümünü bilmeyen yok gibidir. Hatta problemi anlamak çözmenin yarısıdır demişlerdir. Peki, o zaman bir meselenin anlaşılıp anlaşılmadığını test etme imkânı var mıdır? Her olayı herkes anlayabilir mi? Bir olayı toplumun birçok kesimine anlatabilmek açısından ne yapmak gerekir. Öğrenme ile anlama nitelik açısından farklı unsurlardır. Zekâ geriliği olanın, tespit hafızası iyi ise; bu kişi ansiklopedik bilgiyi hafızasına yazabilir ancak o olayı yorumlayamaz muhakeme edemez. Eskiler, izan diyerek ifade ettikleri şeyin aslı olayı anlama kapasitesidir. Bir insan 50 birim acı çekiyor olabilir. Bu 50 birim o kişiye özeldir. Ben o kişiyi dışardan gördüğümde, çektiği acıyı 20 birim veya 150 birimde kabul edip, ona göre davranabilirim. Benim o kişiyi anlama kapasitem, o olaydaki tecrübem kadardır. Ama biliyorum ki; ben ağzım olduğum sürece mangalda kül bırakmayacak ölçüde konuşurum. Pekâlâ, benim o kişiyi veya olayı hangi ölçüde anlayabildiğimi, farkına varabilir miyim? Bu olayın farkına varabilmek için, bu konuda algılama yapan uyarıyı alan mekanizmaların iyi çalışması gerekir. Şimdiki basın ve yayın organları, maalesef bizlerde olan anlama kapasitesini ciddi anlamda düşürmektedir. Bir konuyu, gerçek anlamda öğrenebilmek için hoca konumunda olan kişinin büyük bilinmesi ve hoca talebe ilişkisi olması gerekir. Hoca talebe ilişkisi olmayan bir sistemde, talebenin yeteri kadar anlayıp anlamadığının test edilmesi hangi doğruya göre yapılacaktır. Hocanın talebeyi gerçek anlamda takibi mümkün olmayacaktır. Bu sefer insanlar bir konuyu anlamadıklarından gün geçtikçe insanların birbirine saygısı ve sevgisi ortadan kalkmış demektir. Saygının büyük bilmenin olmadığı bir sistem edepsiz ahlaksız terbiyesiz bir şekilde eğitim ve öğretim yapılmamayı gerektirir. Şu andaki tüm eğitim sisteminde edep ve terbiye saygı konularında çocuklarımıza gereken ihtimamı göstermemiz gerekir. Hızlı değerlendirme için kullanılan test usulü imtihanlar ezber kapasitesi yüksek insanlar tarafından başarılmakla beraber, başarıyı düşürmektedir.

    İnsanlar arasında, anlama algılama ve öğrenme konularında yeteri kadar çalışma yapılmadığından, saldım bayıra Mevla’m kayıra mantığında çocuklarımız kayıp edilmektedir. Şu anda ileri ülkeler özellikle zeki çocukları seçip yönlendirme yapabilmek için eğitmekteler. Anlama kapasitesinde, sadece zekâ ve belek fonksiyonu iş yapmaz aynı zamanda o öğrenci veya öğrenen kişinin edepli saygılı çalışkan zeki anlayışlı olması gerekir. Hocasına karşı edepli saygılı ve onu büyük bilen yapıda olmazsa, o hocadan bir şey öğrenebilmesi anlaması mümkün değildir. Özellikle, psikopati dediğimiz antisosyal davranış yapısındaki kişilerin çocuklarında, kendileri gibi topluma aykırı davranışlar sergilediklerinden bir şeyleri anlamaktan uzak olurlar. Çünkü dinleme kapasiteleri yoktur. Burada başka bir tabir ortaya çıktı, dinleme kapasitesi. Dinleme kapasitesi demek, TV ve benzeri alıcıların anten bağlantıları gibi bir olaydır. Eğer uydu veya anten bağlantınız yeterli değilse, yayın alamazsınız. Alıcı uygun, verici uygun olduğunda konumuz olan algılama kapasitesi devreye girer. Burada ufak bir bilgi ilave etmek gerekirse özellikle şizofreni ve halüsinasyon ile giden diğer rahatsızlıklarda algılamada yanlışlık olur.

    Algılama kapasitesi nelerden etkilenir ve nasıl çalışır? Algılama kapasitesi mevcut beş duyunun yeteri düzeyde çalışması, bellek ve zekâ fonksiyonlarının yeterli olması, edepli ve ahlaklı olması, tecrübe ve deneyimlere saygı duyması ve daha önceden kendine ait görsel birikimlerin olması, bilgi işleme kapasitesinin belli ölçünün üstünde olması gibi yeteneklerin hep beraber olması neticesi olur. İstek ve arzu duyma gerekliliği de vardır. İlim sahiplerinin asıl yaratıcımızın ilminden, kendine ufacık bir miktar ilim vermesinin, tevazu su ilmin güzelliği olur. Devamlı gülenlerde bir şeyi anlama ve idrak etme hadisesi yoktur. Özellikle güldürü Showları düzenleyenler, anlattıklarına insan gülerken ne anlatıldığının farkına varamadıklarını ifade ederler. Bu demekti ki; olaylara karşı gülme; idrak ve anlama kapasitesi düşüklüğünden kaynaklanır. Zeki olanlar ve fakat anlama kapasitesinden yoksun olanlar için; kelimelerle oynamak hazır cevaplılık, espri yapma kapasitesi yüksek olsa da bir başka insanı dinleme ve anlama kapasitesi o oranda düşürecektir. Derslerde, çocuklar hoca ile dalga geçerken arkadaşları arasında ne kadar zeki olduğu düşünülmekle beraber, hocanın anlattıklarını anlama yönünde alıcıyı kapattıklarını gösterir. O sebeple bir sınıfta haylazlık yapan öğrenci tüm sınıf düzenini bozmakta ve kendisi de ders olarak anlatılan şeyleri betimleyememektedir Dolayısıyla bu insanın çevreden her hangi bir şey öğrenebilmesi mümkün değildir. Bu konuda hangi okulda hangi öğretimde bir çalışma yapılmaktadır. Bu olayı kimler anlatabilmektedir. İdrak ve izanınıza bırakıyorum.

    İlmin ve âlimin özelliği doğruyu güzeli bir çocuk ve deliden de duysa hakkı kabul etmesidir. Peki, yine sormak istiyorum bu özelliklere sahip hocalar nerede, bu özelliğe sahip talebe nerede, bu özelliği teşvik eden devlet nerede, acaba bunların farkına varan, idrak ve anlama kapasitesine sahip abdallar nerede? Herhalde böyle başa böyle tıraş demekten öte bir şey söylenemez.

    Anlama kapasitesi şu anda okul ve öğretimde büyük problem olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar özel okullar ve dershaneler kanalı ile çocukların eğitimine büyük paralar harcamakta, ona rağmen bir şey elde edememektedirler. Sebebi, kesinlikle kendi çocuklarımıza edep, saygı, ahlak, hocaya hürmet, vefa, çalışmanın kıymeti tembelliğin kötülüğü insanlara faydalı olma şekilleri vb. öğretilmemektedir. Bu aile yapısında yetişen bir çocuğun âlim ve anlama kapasitesi yüksek birisi olması nasıl beklenir. Çocuk hayatta en kolay nasıl para kazanılır, nasıl köşe dönülür, nasıl başkalarının hakkına hukukuna saldırılır, ama adalet sisteminden zarar görülmez, şeklindeki düşünceler algılanmaya ve idrak edilmeye çalışılmaktadır. Yönünü bu tarafa çevirmiş bir insanın ilimden irfandan nasibi olabilir mi? Daha önceki yazılarımızda ilmim kaynağı risallettir sözünün anlamı budur. Dini bütün olmayan ilim adamı olamaz. Dinin, hak din olması gerekliliği vardır. Yani doğru eğriltilmemiş olması gerekir.

    Anlama kapasitesi, insanın ileriki yaşamında başarısının anahtarıdır. Anlama ve idrak problemli çocuklara mutlaka müdahale edilmelidir. Aslında dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite tanısı ile takip edilen çocuklarda kısmen anlama kapasitesi bozukluğu vardır. Bu müdahalede ailenin kendi yaşantısında dikkat etmesi gerekir. Kendisi çevresinde olanları anlama için gayret sarf etmiyorsa, bunu çocuklardan beklemek saf dillilik olacaktır. Aile içinde karı koca birbirlerini anlamak için saygı ve sevgi ile gayret göstermeyip aralarındaki ilişkiyi bozmuşlarsa; o evde yetişen çocuktan gerçekleri anlama yeteneğini beklemek imkânsız gibidir. Aslında anne baba kendi aralarında olan meselelerde çözüm yerine savaşmayı tercih ederlerse yetişmekte olan çocuğa anlama, sevme sevilebilme yerine düşmanlık ve kavga öğretiyorlar demektir. Bu durumda ise; o çocuğun çevreye karşı ifadesi iğneleyici, aşağılıcı, saygısız, ifade bozukluğu içinde, her şeye muhalefet eden, rakip gibi davranan, anarşiyi körükleyen vb. hep olumsuz tavır ve davranış sergileyen kişilik özelliklerine sahip olacaktır. Bazı insanlara baktığınızda; ortak yaşam, sevgi, duygusallık, beraberlik gibi erdemleri anlayamazlar. Hayatlarında hep yalnızlık, bekâr kalma, kendini izole etme, arkadaşsızlık gibi bir özellik gösterirler. Hep acı çekerler ateş içinde olduklarını yüreğinin acıdığını ifade ederler. Bu kişiler aslında yetiştirilme tarzı itibarıyla başta anne ve babaları hatta çevre tarafından yalnızlığa mahkûm edilmiş zavallılardır. Arabesk müzik dinleyenlerin genel durumu böyledir.

    Bu yazıdan anlaşılan fikir; anlama kapasitesinin aslında aile yaşantısı ve toplum içinde olan çocuğun, yetişirken duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, sevgi ve nefretlerini paylaşmayı, yani yaşamayı öğrenmesidir. Böylece insanlığa faydalı, topluma zarar vermeyen kendine ve çevreye saygılı kişiler, fertler oluşabilir. Anne baba olarak bizlerin, yaptığı hata ve kusurların acısı mutlaka ve mutlaka çocuğumuzdan çıkacaktır. Dikkat etmeden yapılan egoist ve bencil hareketlerimiz, dünyaya günahsız gelen biricik varlıklarımızın altına koyulan bir bombadan başka bir şey değildir.




    Saygılarımla.



    Dr. Efser Gökçen





    MANYETİK DUNYAMIZ

    MANYETİK DÜNYAMIZ



    Y A S A L U Y A R I

    "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa MANYETİK DÜNYAMIZ adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

  3. #3
    Junior Member
    Kayıt Tarihi
    02-12-10
    Mesajlar
    4

    Standart Cevap: KAPASİTE (KAPASİTE nedir? - KAPASİTE anlamı)

    ANLAMA KAPASİTESİ (İZAN ) NE DEMEKTİR?

    Anlama kapasitesi, kişilerin bir olayı net bir şekilde pürüzsüz ve hatasız öğrenebilme kapasitesidir. Şu anda toplumun en büyük problemlerinden birisidir. Bu problem, gene bizim çok saygın bilim adamlarımızın hiç önemsemediği bir problemdir.. Problem anlaşılınca, çözümünü bilmeyen yok gibidir. Hatta problemi anlamak çözmenin yarısıdır demişlerdir. Peki, o zaman bir meselenin anlaşılıp anlaşılmadığını test etme imkânı var mıdır? Her olayı herkes anlayabilir mi? Bir olayı toplumun birçok kesimine anlatabilmek açısından ne yapmak gerekir. Öğrenme ile anlama nitelik açısından farklı unsurlardır. Zekâ geriliği olanın, tespit hafızası iyi ise; bu kişi ansiklopedik bilgiyi hafızasına yazabilir ancak o olayı yorumlayamaz muhakeme edemez. Eskiler, izan diyerek ifade ettikleri şeyin aslı olayı anlama kapasitesidir. Bir insan 50 birim acı çekiyor olabilir. Bu 50 birim o kişiye özeldir. Ben o kişiyi dışardan gördüğümde, çektiği acıyı 20 birim veya 150 birimde kabul edip, ona göre davranabilirim. Benim o kişiyi anlama kapasitem, o olaydaki tecrübem kadardır. Ama biliyorum ki; ben ağzım olduğum sürece mangalda kül bırakmayacak ölçüde konuşurum. Pekâlâ, benim o kişiyi veya olayı hangi ölçüde anlayabildiğimi, farkına varabilir miyim? Bu olayın farkına varabilmek için, bu konuda algılama yapan uyarıyı alan mekanizmaların iyi çalışması gerekir. Şimdiki basın ve yayın organları, maalesef bizlerde olan anlama kapasitesini ciddi anlamda düşürmektedir. Bir konuyu, gerçek anlamda öğrenebilmek için hoca konumunda olan kişinin büyük bilinmesi ve hoca talebe ilişkisi olması gerekir. Hoca talebe ilişkisi olmayan bir sistemde, talebenin yeteri kadar anlayıp anlamadığının test edilmesi hangi doğruya göre yapılacaktır. Hocanın talebeyi gerçek anlamda takibi mümkün olmayacaktır. Bu sefer insanlar bir konuyu anlamadıklarından gün geçtikçe insanların birbirine saygısı ve sevgisi ortadan kalkmış demektir. Saygının büyük bilmenin olmadığı bir sistem edepsiz ahlaksız terbiyesiz bir şekilde eğitim ve öğretim yapılmamayı gerektirir. Şu andaki tüm eğitim sisteminde edep ve terbiye saygı konularında çocuklarımıza gereken ihtimamı göstermemiz gerekir. Hızlı değerlendirme için kullanılan test usulü imtihanlar ezber kapasitesi yüksek insanlar tarafından başarılmakla beraber, başarıyı düşürmektedir.

    İnsanlar arasında, anlama algılama ve öğrenme konularında yeteri kadar çalışma yapılmadığından, saldım bayıra Mevla’m kayıra mantığında çocuklarımız kayıp edilmektedir. Şu anda ileri ülkeler özellikle zeki çocukları seçip yönlendirme yapabilmek için eğitmekteler. Anlama kapasitesinde, sadece zekâ ve belek fonksiyonu iş yapmaz aynı zamanda o öğrenci veya öğrenen kişinin edepli saygılı çalışkan zeki anlayışlı olması gerekir. Hocasına karşı edepli saygılı ve onu büyük bilen yapıda olmazsa, o hocadan bir şey öğrenebilmesi anlaması mümkün değildir. Özellikle, psikopati dediğimiz antisosyal davranış yapısındaki kişilerin çocuklarında, kendileri gibi topluma aykırı davranışlar sergilediklerinden bir şeyleri anlamaktan uzak olurlar. Çünkü dinleme kapasiteleri yoktur. Burada başka bir tabir ortaya çıktı, dinleme kapasitesi. Dinleme kapasitesi demek, TV ve benzeri alıcıların anten bağlantıları gibi bir olaydır. Eğer uydu veya anten bağlantınız yeterli değilse, yayın alamazsınız. Alıcı uygun, verici uygun olduğunda konumuz olan algılama kapasitesi devreye girer. Burada ufak bir bilgi ilave etmek gerekirse özellikle şizofreni ve halüsinasyon ile giden diğer rahatsızlıklarda algılamada yanlışlık olur.

    Algılama kapasitesi nelerden etkilenir ve nasıl çalışır? Algılama kapasitesi mevcut beş duyunun yeteri düzeyde çalışması, bellek ve zekâ fonksiyonlarının yeterli olması, edepli ve ahlaklı olması, tecrübe ve deneyimlere saygı duyması ve daha önceden kendine ait görsel birikimlerin olması, bilgi işleme kapasitesinin belli ölçünün üstünde olması gibi yeteneklerin hep beraber olması neticesi olur. İstek ve arzu duyma gerekliliği de vardır. İlim sahiplerinin asıl yaratıcımızın ilminden, kendine ufacık bir miktar ilim vermesinin, tevazu su ilmin güzelliği olur. Devamlı gülenlerde bir şeyi anlama ve idrak etme hadisesi yoktur. Özellikle güldürü Showları düzenleyenler, anlattıklarına insan gülerken ne anlatıldığının farkına varamadıklarını ifade ederler. Bu demekti ki; olaylara karşı gülme; idrak ve anlama kapasitesi düşüklüğünden kaynaklanır. Zeki olanlar ve fakat anlama kapasitesinden yoksun olanlar için; kelimelerle oynamak hazır cevaplılık, espri yapma kapasitesi yüksek olsa da bir başka insanı dinleme ve anlama kapasitesi o oranda düşürecektir. Derslerde, çocuklar hoca ile dalga geçerken arkadaşları arasında ne kadar zeki olduğu düşünülmekle beraber, hocanın anlattıklarını anlama yönünde alıcıyı kapattıklarını gösterir. O sebeple bir sınıfta haylazlık yapan öğrenci tüm sınıf düzenini bozmakta ve kendisi de ders olarak anlatılan şeyleri betimleyememektedir Dolayısıyla bu insanın çevreden her hangi bir şey öğrenebilmesi mümkün değildir. Bu konuda hangi okulda hangi öğretimde bir çalışma yapılmaktadır. Bu olayı kimler anlatabilmektedir. İdrak ve izanınıza bırakıyorum.

    İlmin ve âlimin özelliği doğruyu güzeli bir çocuk ve deliden de duysa hakkı kabul etmesidir. Peki, yine sormak istiyorum bu özelliklere sahip hocalar nerede, bu özelliğe sahip talebe nerede, bu özelliği teşvik eden devlet nerede, acaba bunların farkına varan, idrak ve anlama kapasitesine sahip abdallar nerede? Herhalde böyle başa böyle tıraş demekten öte bir şey söylenemez.

    Anlama kapasitesi şu anda okul ve öğretimde büyük problem olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar özel okullar ve dershaneler kanalı ile çocukların eğitimine büyük paralar harcamakta, ona rağmen bir şey elde edememektedirler. Sebebi, kesinlikle kendi çocuklarımıza edep, saygı, ahlak, hocaya hürmet, vefa, çalışmanın kıymeti tembelliğin kötülüğü insanlara faydalı olma şekilleri vb. öğretilmemektedir. Bu aile yapısında yetişen bir çocuğun âlim ve anlama kapasitesi yüksek birisi olması nasıl beklenir. Çocuk hayatta en kolay nasıl para kazanılır, nasıl köşe dönülür, nasıl başkalarının hakkına hukukuna saldırılır, ama adalet sisteminden zarar görülmez, şeklindeki düşünceler algılanmaya ve idrak edilmeye çalışılmaktadır. Yönünü bu tarafa çevirmiş bir insanın ilimden irfandan nasibi olabilir mi? Daha önceki yazılarımızda ilmim kaynağı risallettir sözünün anlamı budur. Dini bütün olmayan ilim adamı olamaz. Dinin, hak din olması gerekliliği vardır. Yani doğru eğriltilmemiş olması gerekir.

    Anlama kapasitesi, insanın ileriki yaşamında başarısının anahtarıdır. Anlama ve idrak problemli çocuklara mutlaka müdahale edilmelidir. Aslında dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite tanısı ile takip edilen çocuklarda kısmen anlama kapasitesi bozukluğu vardır. Bu müdahalede ailenin kendi yaşantısında dikkat etmesi gerekir. Kendisi çevresinde olanları anlama için gayret sarf etmiyorsa, bunu çocuklardan beklemek saf dillilik olacaktır. Aile içinde karı koca birbirlerini anlamak için saygı ve sevgi ile gayret göstermeyip aralarındaki ilişkiyi bozmuşlarsa; o evde yetişen çocuktan gerçekleri anlama yeteneğini beklemek imkânsız gibidir. Aslında anne baba kendi aralarında olan meselelerde çözüm yerine savaşmayı tercih ederlerse yetişmekte olan çocuğa anlama, sevme sevilebilme yerine düşmanlık ve kavga öğretiyorlar demektir. Bu durumda ise; o çocuğun çevreye karşı ifadesi iğneleyici, aşağılıcı, saygısız, ifade bozukluğu içinde, her şeye muhalefet eden, rakip gibi davranan, anarşiyi körükleyen vb. hep olumsuz tavır ve davranış sergileyen kişilik özelliklerine sahip olacaktır. Bazı insanlara baktığınızda; ortak yaşam, sevgi, duygusallık, beraberlik gibi erdemleri anlayamazlar. Hayatlarında hep yalnızlık, bekâr kalma, kendini izole etme, arkadaşsızlık gibi bir özellik gösterirler. Hep acı çekerler ateş içinde olduklarını yüreğinin acıdığını ifade ederler. Bu kişiler aslında yetiştirilme tarzı itibarıyla başta anne ve babaları hatta çevre tarafından yalnızlığa mahkûm edilmiş zavallılardır. Arabesk müzik dinleyenlerin genel durumu böyledir.

    Bu yazıdan anlaşılan fikir; anlama kapasitesinin aslında aile yaşantısı ve toplum içinde olan çocuğun, yetişirken duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, sevgi ve nefretlerini paylaşmayı, yani yaşamayı öğrenmesidir. Böylece insanlığa faydalı, topluma zarar vermeyen kendine ve çevreye saygılı kişiler, fertler oluşabilir. Anne baba olarak bizlerin, yaptığı hata ve kusurların acısı mutlaka ve mutlaka çocuğumuzdan çıkacaktır. Dikkat etmeden yapılan egoist ve bencil hareketlerimiz, dünyaya günahsız gelen biricik varlıklarımızın altına koyulan bir bombadan başka bir şey değildir.




    Saygılarımla.



    Dr. Efser Gökçen





    MANYETİK DUNYAMIZ

    MANYETİK DÜNYAMIZ



    Y A S A L U Y A R I

    "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa MANYETİK DÜNYAMIZ adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

Gönderi Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •